Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’ndan ‘Doğal Afetlerde İnsani Diplomasinin Vazgeçilmezliği’ paneli

New York’taki BM merkezinde, Moderatörlüğünü SETA Washington Araştırma Direktörü Doç. Dr. Kılıç Buğra Kanat’ın yaptığı “Doğal Afetlerde İnsani Diplomasinin Vazgeçilmezliği” konulu panel düzenlendi.

Panele, Türkiye’nin BM Daimi Temsilcisi Sedat Önal, İletişim Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Çağatay Özdemir, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı ve AK Parti Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız, AFAD Deprem ve Risk Azaltma Genel Müdürü Prof. Dr. Orhan Tatar, Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu üyeleri Prof. Dr. Çağrı Erhan ve Prof. Dr. Nurşin Ateşoğlu Güney, BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) Ortadoğu ve Kuzey Afrika Operasyonlar Direktörü Ghada Eltahir Mudawi katıldı.

Panelde, “asrın felaketini” ve bunun ardından yapılan insani yardımı anlatan bir video gösterimi yapıldı.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun ise panele bir video mesaj gönderdi.

Altun, “Felaket dönemlerini kargaşa ortamına çeviren dezenformasyon gerçeğiyle uluslararası bir kararlılıkla mücadele etmek zorundayız.” mesajını verdi.

Can kayıpları ve yıkımın büyüklüğü nedeniyle bu afetin, “asrın felaketi” olarak nitelendirildiğini ifade eden Altun, “Hiçbir ülkenin kolay kolay hazır olamayacağı, hiçbir devletin tek başına mücadele edemeyeceği bu büyük felaket karşısında daha önce görülmemiş bir devlet-millet dayanışması ortaya konuldu. Felaketin ilk anlarından itibaren başta AFAD, Silahlı Kuvvetlerimiz, sağlık personellerimiz olmak üzere, tüm kamu kurum ve kuruluşlarımız ile sivil toplum kuruluşlarımız ve milletimiz tam anlamıyla bir seferberlik durumuna geçmiştir. Yaşadığımız afetin ilk anlarından itibaren AFAD tarafından Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) devreye sokuldu, Dışişleri Bakanlığımız aracılığıyla Acil Müdahale Koordinasyon Merkezi (ERCC) üzerinden arama ve kurtarma alanında uluslararası yardım çağrısında bulunuldu.” ifadelerini kullandı.

Altun, BM, NATO ve birçok uluslararası kuruluşun Türkiye’ye yardım elini uzattığını belirterek, müttefiklerin desteklerinin Türkiye için çok anlamlı olduğunu belirtti.

Türkiye’nin yardım elini dünyanın her yerine uzatan bir ülke olarak gelen yardım taleplerini şükranla ve minnetle karşıladığının altını çizen Altun, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Asrın yaraları sarılmaya devam edilirken, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı olarak düzenlediğimiz bu programla, dünya genelinde herhangi bir yerde ortaya çıkabilecek olası doğal afet veya insani kriz zamanlarında yardımlaşma ve dayanışmanın önemini bir kez daha vurgulamak istedik.”

“Uluslararası toplumun gösterdiği dayanışma için minnettarız”

Panelin açılış konuşmasını yapan Büyükelçi Önal, 6 Şubat’ta Türkiye ve Suriye’yi etkileyen depremlerin daha önce eşi görülmemiş boyutta olduğunu anımsatarak, Türkiye’nin hızlı bir şekilde acil yardım çağrısında bulunduğunu, 122 ülkenin yardım çalışmalarına katkı sağlarken, 90 ülkenin de arama kurtarma ekipleri gönderdiğini ifade etti.

BM gibi uluslararası örgütlerin ise bu çabalar bağlamında öncü rol oynadığına işaret eden Büyükelçi Önal, AB’nin de 20 Mart’ta düzenlediği Donörler Konferansı’nın önemli katkı sağladığına işaret etti.

Önal, “Depremlerin ardından uluslararası toplumun göstermiş olduğu güçlü dayanışma için minnettarız. Ancak yıkımın boyutu göz önünde bulundurulduğunda, önümüzdeki dönemde çok daha fazlasının yapılması gerekiyor.” mesajını verdi.

Depremlerin ardından özellikle Suriye ve Doğu Akdeniz olmak üzere bölgesel sorunların çözümü için ılımlı bir ortam oluştuğuna işaret eden Önal, “Umarız bu bir fırsat penceresi açar ve tüm taraflarca değerlendirilir.” diyerek sözlerine son verdi.

“Türkiye insani diplomasiyi hep ön planda tuttu”

Depremlerin hemen ardından Hatay’a giden TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı ve AK Parti Konya Milletvekili Altunyaldız ise karşılaştığı durumun tahayyül edemeyeceği kadar yıkıcı olduğunu anlattı.

BM, AB, Dünya Bankası ve diğer uluslararası kuruluşlara ve topluma desteklerinden ötürü teşekkürlerini ileten Altunyaldız, can kaybı ve insanların yerlerinden edilmesiyle beraber ciddi bir ekonomik maliyetin de ortaya çıktığına dikkati çekti.

Altunyaldız, gelecek için daha iyi bir dünya inşa etmek ve doğal afetlerde dayanışma göstermek için Türkiye’nin geçmişten bu yana insani diplomasiyi ön planda tuttuğunu, uluslararası çabalara destek verdiğini ve bu alanda öncü rol oynadığını ifade etti.

Depremlerin ardından Türkiye’nin bir nevi bu çabalarının karşılığını gördüğünü kaydeden Altunyaldız, ülkeye dünyanın her yerinden yardım gelmeye başladığını söyledi.

“Türkiye afet yönetiminde örnek oluşturuyor”

AFAD Deprem ve Risk Azaltma Genel Müdürü Prof. Dr. Orhan Tatar ise depremler hakkında ve ardından atılan adımlarla ilgili bilgi verdi.

Tatar, 11 şehri ve yaklaşık 15 milyonu etkileyen depremlerin yaklaşık 50 bin kişinin can kaybına ve 110 bin kişinin yaralanmasına yol açtığını aktardı.

Türkiye’nin daha önce hiçbir ülkenin karşılaşmadığı boyutta bir afetle mücadele ettiğinin altını çizen Tatar, “Tüm ülkelere afet yönetimiyle ilgili bir örnek oluşturuyoruz.” dedi.

Tatar, depremlerden etkilenen bölgedeki Suriyeli mültecilere Türkiye’nin ayrım yapmaksızın yardım sağladığını kaydetti.

“Buna benzer bir yıkım görmedim”

OCHA Ortadoğu ve Kuzey Afrika Operasyonlar Direktörü Mudawi, depremlerin ardından Kahramanmaraş, Hatay, ve Gaziantep’i ziyaret ettiğini, artçı depremler devam ederken Türk ailelerle bir kaç geceyi dışarıda geçirdiğini anlattı.

Mudawi, “26 yıldır savaş bölgelerinde çalışıyorum, buna benzer bir yıkım görmedim. Kalbim kaldıramadı. Türk halkıyla dayanışma göstermeye ve desteğimizi sürdürmeye devam edeceğiz.” diye konuştu.

Bu tür afetlere ön hazırlık yapılmasının çok mümkün olmadığına işaret eden Mudawi, afetlerin etkilerini azaltma yönünde çaba sarf edilmesi gerektiğini ifade etti.

“BM İnsani Pasaportu çıkarmalıyız”

Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu üyesi Prof. Dr. Çağrı Erhan ise depremlerin ardından insani yardımla ilgili zorluklara değindi.

İlk etapta afet yerine ulaşmanın kolay olmadığına işaret eden Erhan, bu nedenle can kaybının yarısının ilk günlerde gerçekleştiğini anımsattı.

Erhan, uluslararası arama kurtarma ekiplerinin hemen yola çıktığını da anımsatan Erhan, “Sadece afet anına değil, afet öncesi hazırlığa da odaklanmalıyız.” diye konuştu.

Bazı önerileri dile getiren Erhan, öncelikli olarak insanların doğal afetlere karşı duyarlılığını artırmanın önem taşıdığını söyledi.

Dünya genelinde arama kurtarma ekiplerini eğitimlerle “benzer standarta” getirmek, teçhizatlar arasında uyum sağlamak ve BM’ye bağlı hazırda bekleyen çok taraflı insani yardım gücü inşa ederek ve “BM İnsani Pasaportu” çıkararak afet bölgesine kolay erişimi sağlamak gerektiğini kaydeden Erhan, aynı zamanda dünyanın farklı yerlerine “lojistik merkezler” kurulabilineceğini, buralardan afet bölgelerine kolay ulaşımın sağlanacağını belirtti.

Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu üyesi Prof. Dr. Nurşin Ateşoğlu Güney de dünyanın artık “yumuşak güvenlik tehditlerine” daha fazla odaklanmaya başladığına dikkati çekti.

Bunların arasında iklim değişimi ve depremler, sel, kuraklık gibi hususların bulunduğunu kaydeden Güney, “Doğal afetlerle mücadele etmek için uluslararası iş birliği ve dayanışmaya ihtiyaç var. Kimse bu tür trajedilerle tek başına baş edemiyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir